Ona Hiçbir Şey Olmuyor

Ona Hiçbir Şey Olmuyor
Ekranda en ağza alınmayacak sözleri kullandı, birini çıplak bıraktı, ölümden döndü, El Kaide’ye selam bile söyledi... Mehmet Ali Erbil, 34 yıl boyunca hiç yıkılmadı...

Asu Maro / Milliyet

Kredisi sonsuz nasıl olsa!

Annesinin koynunda uyuduğu saatleri günün en güzel zamanı kabul eden küçük çocuk, camdan bakarak dua ediyordu. Saadetine son verecek üvey babasının eve dönmemesi için. Ama hep geldi üvey baba. Bütün dualarına inat. Çok küçük yaşta öğrendi hayal kırıklığını, bir şeyi çok istemenin yetmediğini, bir de anne-babasına bile güvenmemesi gerektiğini...
Erbil ailesinin ikinci oğlu olarak 8 Şubat 1957'de İstanbul'da dünyaya gelir Mehmet Ali. Bir ağabeyi vardır, Mustafa. Babası, aktör Sadettin Erbil. Annesiyle babası ayrıldığında 4 yaşındadır. Çocukluğuna dair ilk anısı, annesi ve ağabeyiyle Yeniköy'deki evlerinden çıkıp dedesinin Sarıyer'deki evine gidişleri. Üç katlı evde korkudan üçü aynı yatakta yatar, zar zor uyurlar.

Küheylan dönemi
Annesi Yurdagül Hanım'ın bir subayla evlenmesiyle bu üçlü ittifak bozulur. Babası da yeniden evlenmiştir, hiçbir yere ait hissedemez kendini.
İlk ve ortaokulu İstanbul, Balıkesir ve Ankara'da okur. Hayali hariciyeci olmaktır. Ama ortaokulu bitirdiği yıl, bir yol ayrımına gelir. Üvey babası onu ve ağabeyini artık evde istemediği için yatılı okuması gerekir. Baba mesleği diye 2 kardeş konservatuvar sınavına girerler. Sadece Mehmet Ali kazanır. Yaşı 13'tür. Kendisini üvey babasına karşı korumayan annesine hep kırgın kalır.

Popüler, neşeli ve yalnız
Başarılı bir öğrencidir. Popüler, neşeli, bir o kadar da yalnız. Hafta sonu herkes evine giderken okulda kalan çocuktur işte... 1974'te Cüneyt Gökçer ona hayatının fırsatını sunar: “Küheylan” oyununda başrol. Tiyatronun star yaratma gücünün olduğu yıllardır ve Kerim Afşar'ın karşısındaki bu gencecik delikanlı gerçek bir efsaneye dönüşür. Tek bir oyunla adının önüne sonsuza dek 'iyi oyuncu' sıfatını ekler, ancak o tiyatroya aynı sadakati göstermez. Ankara Devlet Tiyatrosu dar gelir Mehmet Ali Erbil'e. Verilen birkaç ufak rolü beğenmez ve 21'indeyken hayatının akışını değiştirecek bir karar alır: Egemen Bostancı'nın teklifini kabul edip kendini İstanbul'a atar. Yanında nişanlısı Muhsine Kamiloğlu da vardır.

Çarkıfelek'in dönüşü...
Şan Tiyatrosu'nda müzikallerin altın çağını sürdüğü zamandır... “Hisseli Harikalar Kumpanyası”, “Artiz Mektebi”, “Neşe-i Muhabbet”... Sahnelerde bir daha “Küheylan”daki gibi yıldız olamasa da bir ayda aldığı parayı bir gecede kazanır. Zaten hiçbir zaman da fazla 'idealist' olmamıştır kendi ifadesine göre. Üstelik o hâlâ 'Küheylan'daki çocuk'tur, bunun mirası ona bir ömür yetecek gibidir...
Televizyon dünyasının kapıları ise Derya Baykal'la sunduğu müzik eğlence programıyla açılır önünde. Ardından Çiğdem Tunç'la ekranı paylaşır. Ama tabii bunlar TRT programlarıdır neticede. Karşımızda olsa olsa biraz muzip, zeki, deyim yerindeyse 'fırlama' bir genç vardır o kadar. Kimse itilip kakılmaz, yataklara atılmaz, ekranda pantolon indirmek ise hayal bile edilemez.
Ama işte gün olur devran döner, Çarkıfelek de 'bizler için' dönmeye başlar. Bundan böyle Mehmet Ali Erbil'siz tek bir günümüz olmayacak, seviye de düştükçe düşecektir. Türk halkı “beynini fazla zorlamayan fiziksel komikliklerle” eğleniyordur, “Amerika'yı yeniden keşfetmeye” gerek yoktur; böyle der. Eleştirildiğinde ise kaplan kesilir, “entelektüel geçinenlere de 10 bin dolar versen onlar da yapar bunu” ona göre.
Programlar isim, kanal değiştirir, aynı kalan tek şey dozu artan 'sululuk'lardır. Her gün televizyondan, gazino sahnelerinden, çekilen her eğlencelik filmden 'Mehmet Ali Bey' parmağını sallar izleyicilere.

Aşk ve kumar...
Kumar tutkusu ve aşk hayatı her an gündemi meşgul eder. İlk eşi ve büyük kızı Sezin'in annesi Muhsine Kamiloğlu'ndan ayrıldıktan sonra Nergis Kumbasar'la evlenir. Küçük kızı Yasmin'in annesi Kumbasar, onun da ikinci 'anne'si gibidir, ayrıldıktan sonra da her zor durumda kaldığında imdadına koşar, onu sonuna kadar savunur.
Bir ara hayatındaki iki kadından hangisiyle evleneceği konusunda seyircilerine danışırken görürüz onu; Nefise mi, Özlem mi? Sonunda ikisiyle de değil, 'el değmemiş' olduğunun altını çizdiği 21 yaşında bir genç kızla evlenir; Sedef Altıntaş'la. Dokuz ay sonra ondan da ayrılır, ilk oğlu Ali Sadi'yi dünyaya getirecek olan dördüncü eşi Tuba Erbil'le evlenir.
2002'de 'ölümden döner' Erbil. Nadir görülen, adı 'kaçış sendromu' olan bir hastalığa sahiptir. Bu onun 'dünyevi zevkleri'ni gözden geçirmesine değil ama, 'ölüm korkusu'nu yenmesine neden olur dediğine göre.
Halkta nereden geldiği tam belli olmayan sonsuz bir kredisi olduğu inancıyla porselen dükkânındaki fil misali kıra döke koşturmayı sürdürür. Ara sıra kenarda tek ayak üstünde durması gerekse de yolundan şaşmaz. 'Ailenin yaramaz çocuğuyum' der ve anne babasından göremediği sevgi ve müsamahayı misliyle seyircisinden bekler.

Yolun sonu gibi sanki...
Fakat 2006 yılında, belki de ilk kez elinde olmadan 'kabahat işlediğinde' beklediği müşfik tavrı pek de bulamaz. Yıllarca bilinçli olarak yaptığı her tür 'düzeysizlik', mikrofonun açık olduğunu fark etmeden telefonun öbür ucundaki seyircisine ana avrat düz gitmesi, oyunculuğunu eleştiren bir sinema yazarına 'beyni sulanmış' demesi, “Ya Şundadır Ya Bunda” adlı programına tikleri, fiziksel özürleri olan insanları çıkarıp belden aşağı espriler yapması hoş görülür de, bir 'iş kazası' yüzünden neredeyse ipi çekilecek raddeye gelir.
Canlı yayında her zamanki 'zarif' şakalarından birini yaparak program ekibinden Hilmi Türe'nin pantolonunu indiriverir ve fakat Türe içine pijamasını giymemiştir, olanlar olur... RTÜK atv'ye 12 program durdurma cezası verir, Mehmet Ali Erbil de nefes alıp verdiği sihirli kutudan kendisi için epey uzun bir süre uzak kalır. Hatta birçok insana göre, Küheylan için yolun sonudur artık.

Ne yapsa da bir şey olmuyor ona
Gelgelelim, bu durumdan da sıyrılıp çıkmasını bildi Mehmet Ali Erbil ve 2008'de feleğin çarkını bir kez daha çevirmeye başladı. Önce usul usul... “Bu süreç ne kadar 'kaygan' bir zeminde yürüdüğünü fark etmesini sağladı galiba” gibi iyimser yorumlara neden olacak kadar... Derken baktı ki yeri sağlam, başladı ardı ardına bombaları patlatmaya... Ve gene döndü eski 'şahane' günlerine.
Bir gün Halil Ergün'ün 'botoks'uyla uğraştığı için, bir başka gün Paris Hilton'a “Ergenekon soruşturmasına takıldı herhalde” dediği için ve her daim belden aşağı esprileri nedeniyle gündeme gelmeye başladı. Artık biliyor ki ne yaparsa yapsın bir şey olmuyor ona.
'“Saygı duyduğu büyüğü” Fethullah Hoca'nın huzuruna çıkıp sağlığı için muska da alabilir, canlı yayında El Kaide'ye selam da gönderebilir... En son 'pijama' kazasından sonra Mehmet Ali Birand'a “30 yıldır nasıl bir Mehmet Ali görüyorsanız, bundan sonra da gene onu göreceksiniz” demişti.
Çok haklıymış. Nasıl olsa 'kredisi sonsuz'. Daimi savaş ilan ettiği 'entelektüel geçinenler' de kabul etmeli ki, “Küheylan” yok artık. Hatta belki de hiç olmamıştır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Galatasaray'dan Nihat Doğan'a Cevap17 Şubat 2015 Salı 08:21
  • Mustafa Ceceli Özgecan'ın Katillerine İdam İstedi16 Şubat 2015 Pazartesi 11:33
  • Nihat Doğan'ın Özgecan Aslan'la İlgili Twitleri Tepki Çekti16 Şubat 2015 Pazartesi 09:19
  • Acun Ilıcalı Nihat Doğan'ı Survivor Kadrosundan Çıkardı16 Şubat 2015 Pazartesi 09:02
  • Nihat Doğan'a Twitter'da Tepki Yağdı15 Şubat 2015 Pazar 17:16
  • Demet Akalın Küfür Etti10 Şubat 2015 Salı 07:17
  • Can Bonomo'nun Twitter ve İnstagram Hesabı Hacklendi05 Şubat 2015 Perşembe 11:58
  • Ajdar'dan Sahte Twitter Açıklaması05 Şubat 2015 Perşembe 10:02
  • Pınar Altuğ İsyan Etti04 Şubat 2015 Çarşamba 16:31
  • Sinem Kobal Rezil Oldu04 Şubat 2015 Çarşamba 10:50
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Kral Magazin | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Scripti: CM Bilişim